Kırmızı ruj sürmekle dişilik olmaz…

Mükemmel bir kadınsınız; hem seksi, hem zeki hem başarılı… Ama bu durum sizin gerçek bir dişi olduğunuz anlamına gelmez! Bakalım gerçek rolünüzü oynayabiliyor musunuz? Bilinçaltı ve tantra uzmanı Seda Diker’in ilişkiye dair açıkladığı kurallara şaşıracaksınız!
‘DİŞİLİK KIRMIZI RUJ SÜRMEK VE SEKSİ GİYİNMEK DEĞİLDİR’
Peki dişilik nedir?
- Dişi kadın yumuşaktır, kabul verendir. Ancak kabul vermek; kesinlikle ezilmek anlamına gelmez. Dişi kadın kişisel sınırlarını çizmek konusunda çok nettir fakat bunu sert bir dille ya da önyargıyla değil, uygun bir dille ifade eder. Gerçek dişi erkeğini kendi seçer! Asla seçilmez.
- En önemlisi de duygularını doğru erkeğe akıtır. Özetle karşısındaki erkekten ve duygularından emin olmadan âşık olmaz. Ona hayatını, duygularını ve bedenini hemen açmaz. Önce ilişkiyi istediği kıvama getirip getiremeyeceğini tahlil eder, sonra harekete geçer. İlişkinin çerçevesini de kadın çizer. Zira çocuk vereceği erkeğin doğru insan olup olmadığını kolaylıkla anlayacaktır.
Bu noktada; ‘Zaten erkeğimizi kendimiz seçmiyor muyuz?’ diye düşüneceğinizden eminim… O halde neden bu kadar aşk acısı çekiyoruz ya da hayal kırıklıkları yaşıyoruz?
Güçlü kadın nasıl olur?
- “Dişi kadın güçlüdür fakat bu güç çoğumuzun düşündüğü gibi kariyeri, bol parası olmak, her işini tek başına çekip çevirmek, zekâsını ve başarılarını sürekli ön plana çıkarmak, kendi ayakları üzerinde durup bir erkeğe muhtaç olmadan yaşamak demek değildir”, şimdiye kadar bize öğretilenin tersine!
- “Sevdiği erkek ona değer vermediği, üzdüğü, terk ettiği zaman bile kendi ile barışık olan, dikey beslenebilen, yani yaratıcılık alanını aktive eden, sınırlarını çizebilen, kendine değer veren, arkadaşları ile ailesi ile zaman geçirebilen, kısacası kapısını kapattığı anda mutlu olabilen kadın güçlüdür.”
Flört bir oyundur!
Flört tekniklerine geçmeden önce kadın ve erkeğin fiziksel olarak farklı olduğunu, beyinlerinin farklı bölümlerini kullandıklarını öğrendik. Hepimizin bildiği fakat belki de zamanla unuttuğu hamile kalmak ve çocuk doğurmak görevi kadınlarda olduğu için bazı konularda daha dayanıklıydık. Buna karşılık genetik kodlarına göre erkek ise ailesini koruyup kollamak, gerekirse savaşmak görevine sahipti. Kısacası bir avcıydı ve mücadeleden hoşlanıyordu.
İlk buluşma önemli
Gerçek dişi flört etmenin partner seçiminde en önemli araç olduğunu bilmeliydi. İlişkinin başından itibaren karşısındaki erkeğe birtakım mesajlar vermeliydi. Örneğin ilk buluşmada erkek kadını mutlaka evinden almalı ve çıkılan yemeğin hesabını ödemeliydi. “Arabanız ve paranız olsa da bunu yapın. Çünkü ilk buluşma rolleri belirler ve o sizin için çaba göstermelidir.”
Cinsel bir yakınlık kurulana kadar erkek hipnozdaydı ve flört teknikleri kullanılarak ilişki aşka tam da bu dönemde programlanmalıydı. Cinselliğin paylaşılması ile birlikte artık hipnozda olan taraf kadın oluyordu çünkü. Bu kez erkek ona kendi isteklerini ve şartlarını empoze etmeye başlıyordu.
Flört sanatı bir oyundur, hem de gayet keyifli bir oyun… Ve tabii bu oyunun da bazı kuralları var!
‘Erkek avcıdır’ demiştim ya. Gizemli olmak, ilk adımı erkeğin atmasını sağlamak bu oyunun olmazsa olmaz kurallarından biriydi. Bu noktada aklıma o yeni söylem geliyor; “cold play’. Cool kadınlar erkeklere nasıl da çekici geliyor bilirsiniz. Belki de sırf gizemliymiş gibi davrandıkları için!
Dönelim kurallara! Geçmişteki ilişkilerden söz etmek kesinlikle yanlıştı. Ne anlatacak ne de onunkini dinleyecektik. Erkeğe bizim anladığımız şekilde şefkat göstermek mi? Asla! Bu kadını annesinin yerine koymasına neden oluyordu. Şefkati kadın erkekten almalı ve ileride çocuğuna aktarmalıydı. Doğa bizi bu şekilde yaratmıştı ama unutmuştuk.
Kadının erkeğe sürekli iş hayatındaki başarılardan ya da sorunlardan bahsetmesi de doğru değildi. Kariyere dair konuşmak erkeğin rolü olmalıydı. Bu yaklaşım erkek üzerinde; onun bize saç ve cilt bakımından bahsetmesi gibi bir etki bırakıyordu! Erkek rolünü kaptırdığı zaman doğası gereği savaşçı konumuna geçiyordu çünkü.
Flört aşamasında dişinin şehvet ve tutku yaratması da önemliydi. Sorunlarımızdan bahsetmemeliydik çünkü bunlar onu ilgilendirmiyordu. Sorunlar bize ait olmalıydı, esas güç de onları kendi yöntemlerimizle çözmemizdi. Yine aynı şekilde erkeğin sorunlarını dinlemek de doğru değildi. Burada erkeğe çok güçlü olduğu ve sorunlarını kendi başına da halledebileceği mesajı verilmeliydi.
İğnelemek ve özgürlüğünü kısıtlamak yasaktı. Erkek üç birim sevgi veriyorsa kadın bir birim sevgi vermeliydi. Bu bencil olduğumuz anlamı taşımıyordu. Kullandığımız cümleler ve ses tonumuz yumuşak olmalı, dişi enerji yaymalıydı…
Kadın ve erkek rolünü iyi oynamalı!
Bu liste uzadıkça uzuyor, ancak temel olan kadın erkek rollerinin çok iyi çizilmesi yönünde. Aslında tüm bunları içgüdüsel olarak hepimiz çok iyi biliyoruz ama kadının doğasında olan cilve, işve, sezgi gibi kadınsı özellikler günümüzde iyi eğitimi almış pek çoğumuz tarafından sıradan bulunuyor. Dış görünümü dişi, içi eril enerjiye sahip kadınlar çoğalıyor gittikçe. Zorluklarla mücadele ederken bir yanımız da erkeksileşiyor. Oysa güçlü kadın “kadın” olduğunu unutmadan da hayatını sürdürebilir. Bunu yapmadığımızda, karşımızdaki erkek de bize nasıl davranacağını şaşırabiliyor ve ortaya dişi enerjili erkekler çıkıyor.
Sonuç mu?
Artık kadınlar gerçek anlamıyla dişi olsun, erkekler ile erkek. Tüm kadim öğretilerde olduğu gibi bütünlük ve tamlık hissini yakalayarak. Adem’ler ve Havva’lar olarak cenneti yeryüzüne indirelim.
Yorumlar kapalıdır.






03 Aralık 2011 - 22:04
karşısına kendileri gibi normal insanlar çıkmasını beklemeyip muhteşemi hayal etmesi.
- hesabı her zaman erkeğin ödemesini beklemek ve hanımefendilere bunun yakışmayacağının farkında olmamak.
- ne istediğini bilmemesi. ağzı açık ayran budalası olması.
- her sorunu iki gülümseme bir özürle bitirmeye çalışması.
- seksi olmayı kırmızı giymek sanması, pijamayla da seksi olunabileceğini bilmemesi.
- sevgilisinin zevklerine saygı duymaması, onunla beraberken bunlara gülmeyip somurtması.
- sevgilisini sürekli düzeltmeye ve kontrol etmeye çalışması.
- yemek yapmayı bilmemesi.
- kilo takıntısının olması. hayvan gibi yedikten sonra ay çok kilo aldım diye trip yapması.
- başkalarının hatalarına boka bakar gibi bakması. içten içe sevinmesi.
- şaka kaldıramaması.
- kendini ağırdan satması, (gösterip elletmemesi).
- ancak birini kaybettikten sonra ağlayıp sızlaması, birlikteyken adamı kanser etmesi.
- küçük hediye ve jestlerle mutlu olmayı bilmemesi.
- aşırı kıskanç olması.
- birinin gözüne baka baka yalan söylemesi, yalanın ortaya çıkınca pişkinlik yapması.
- kendini başkasının yerine koymaması, bencil olması.
03 Aralık 2011 - 22:26
Kırmızı ruj sürmekle seksi olacağını sanan leş kızların duyurduğu ruj. gidip baksan, dudak kalınlıkları 2 mm. dir.
04 Aralık 2011 - 19:58
KADIN OLMAK; Boyayla makyajla güzelleşmek değil, iç güzelliğini ortaya koyabilmektir.
Her erkekte bir parça bırakmak değil, bir erkekte bütün olabilmektir.
Güçlü ve dolgun bir fiziğe sahip olmak değil, kararlı ve olgun bir beyine sahip olmaktır…!!! _________________________________________________ ERKEK OLMAK; Hayatına bir sürü kadın girmesi değildir, kaç kadını gerçekten sevdiği ve onlara ne kadar dürüst olabildiğidir.
Geniş omuzlara sahip olmak değil, kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güven verdiğidir.
Büyük ve ağır eşyaları kaldırmak değil, hayatın yükünü cesurca taşıyabilmektir. Vurdu mu oturtmalı değil, önemli olan dokunuşundaki yumuşaklıktır.
İyi bir vücuda sahip olmak değil, o vücutta nasıl bir kalp taşıdığıdır…!!!
04 Aralık 2011 - 20:02
Deger vermesini ögren: Deger verdikçe sevgilerin küpünü bulup,
onlari mutlulukla çarpabildigini görürsün. Deger vermeden
geçirdigin günün günesi hiç dogmamis gibidir. Degerini
bilmedigin esyaya hiç sahip olmamis gibisindir. Degerini
bilmedigin dostlarin sana göre hiç yasamamis gibidir. Deger
vermesini ögrendiginde, hayatin sahihlestigini fark edersin. Daha
yavas yürürsün ama adimlarini yere siki basarsin.
04 Aralık 2011 - 20:07
Benim Gerçeğim
Benim gerçeğim bu sıradağlar…
Bildiklerini söylemeyen kargalar…
Bilge ağaçlar…
Kadim masallar…
Evim..
Ve akıp giden zaman…
04 Aralık 2011 - 20:09
Kimseyi değiştiremezsin hayatta. Ve kimse için de değişmemelisin. .
Kimliğini kaybettiğin an yaşamını …çöpe attın demektir. İstemediğin
sürece hiçbir şey için ödün vermeyeceksin hayatta. Gün gelir verecek
bir şeyin kalmaz çünkü.
Her şeyi sen istediğin için yapacaksın, başkası
senden istediği için değil. Ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin
yanında olanlar da mutlu olacaktır.
Bırak hayatına eşlik etmek
isteyenler gelsin seninle. Yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
Herkesin gidebileceği bir yol vardır. Sen yeter ki yanında yer ayırmayı
bil. Ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin
için…
Seninle gelmek isteyenleri yanına al. Belki beraber daha çok şey
katabilirsiniz bu hayata. Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın
hayatında, zorlama kendini. Hayat rahat insanlarla güzel. Ve hayat hak
ettiği gibi yaşandığında güzel….
04 Aralık 2011 - 20:11
Sizi sevenler sizin ne kadar değerli olduğunuzu her zaman bileceklerdir hayatımızın değeri ne yaptığımız veya kimi tanıdığımızla değil kim olduğumuzla alakalıdır. Her zaman elinizde olanları düşünün olmayanları değil…
04 Aralık 2011 - 20:13
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini… Sen şimdi ‘su olduğunu’ düşün ve kendini ‘su gibi’ hisset…
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı… Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa… Ama yine su gibi ‘bir küçük bardağın içine’ sığdır ki kendini girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Yaşam ver… Vazgeçilmez ol!..
04 Aralık 2011 - 20:18
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
04 Aralık 2011 - 20:28
Eksik kalan bir yanın var ya?
İşte “O” eksiktir!
Her şeyin olmuştur belki.
Ama “O” yoktur! Uyandım bu bitmez uykudan!
Anladım “Sen” yoksun! Biliyorum “Sen” eksiksin!
Yaşamaya değer “Sen”…
Uğrunda ölümü göze alabileceğim “Sen”…
04 Aralık 2011 - 20:29
Eğer yüreğindeki boşluğun “aşk” olduğuna inanıyorsan?
Ve bulduysan “O” insanı “O” aşkı!
Kafandaki sorunun cevabı o kişi ise?
Kaçırma “onu” sonra geç olabilir!
Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun?
Sarıl “ona” son nefesin gibi ! . .
04 Aralık 2011 - 20:35
Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme. Yasadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice duşun ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir.
04 Aralık 2011 - 20:36
Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karsındaki insanin sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakârlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi >karsındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karsındaki insanin sözlerine inan…
04 Aralık 2011 - 21:05
konuşunca,
en güzel şekilde konuş
billur gibi dökülsün dudaklarından
ifadeler
sözlerin yüreğin gibi koksun
sen konuştukça aydınlansın yüzler
04 Aralık 2011 - 21:08
Beni herkez sevdaya asi sanır, Oysa aşk beni nerde görse tanır. hasret tanır, zulüm tanır, ölüm tanır yüzüm yüzünden utanır …
04 Aralık 2011 - 21:13
Söyle bana eğer en derin korkularını sırlarını utançlarını benden saklıyorsan senin yaşamını nasıl paylaşabilirim? Arada bir açıl bana zayıflıklarını da sevmek istiyorum
04 Aralık 2011 - 21:17
Sürekli arkadaşlarımı dinlediğim müziği giydiğim kıyafetleri sözlerimi tavırlarımı eleştiriyorsan nasıl kendime saygı duyabilirim? Arada bir beğenmesen bile kabullen benimle ilgili gerçekleri ne olur…
04 Aralık 2011 - 21:35
Acımak sevgi değildir üstünlüğün kabulüdür.
Hoşgörü sevgi değildir istemediğine katlanmaktır.
Bağımlılık sevgi değildir gereksinmenin karşılanmasıdır.
Sevgi değer vermesini bilmektir.
Sevgi yaşama hakkını kabul etmektir.
Sevgi varolmaktan kıvanç duymaktır.
Sevgi birlikte olmaktan sevinç duymaktır.
Sevgi eşitliğin duyumsanmasıdır.
Sevgi bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır.
Sevgi bilinçtir.
Sevgi insan olmaktır.
04 Aralık 2011 - 21:36
Yaşamınızda Sevgi yoksa hiçbir şeyiniz yok demektir.
04 Aralık 2011 - 22:18
Nefret ediyorum ! Sen öldün benim karanlık dünyamda.. Bulunamayacak kadar derine saklandın.. Karşıma çıkamayacak kadar eziksin artık..
Duygusuzsun..
Nötrsün sen..
var misin sen ?
bence yoksun ki..
( aslında hiç olmamışsın ki..