Sanal aşk…

Çok uzun süre sevgilisi olmadan yaşayanlar, ailesinin baskısı yüzünden kimseyle flört edemeyenler, çok uzun, kötü ve heyecansız bir evliliği yeni bitirmiş olanlar…
Böyle yaşamış kişiler mutlaka bir aşka ihtiyaç duyar. Uzun süre heyecandan uzak kalmak insanın doğasına aykırıdır ve en çok aranan heyecan da aşktır.
Temel ihtiyaçların en önemlileri nasıl yemek içmekse, beğenilmek, sevilmek, iltifat görmek, cilveleşmek, bakışmak, öpüşmek, el ele tutuşmak, aramak, aranmak, özlemek, aşk ilan etmek ve ilan-ı aşkın muhatabı olmak da öyle önemli temel ihtiyaçlardandır. Bir kadının, beğendiği erkeğin bakışı, iltifatları karşısında mahcup mahcup başını eğip, hafifçe gülümsemesi kadar keyifli bir başka durum olabilir mi? Ya da bir kadının bir erkeğe iltifat edişi, özlediğini söylemesi diğerinden az keyifli bir durum mudur?
Ancak bu aşki meşki durumlarda insanı üzecek bir yan var ve buna çok dikkat etmek gerekiyor. Okurlarımın bana anlattıkları hayat öykülerinde zaman zaman “sanal aşk”lar yaşadıklarını görüp, üzülüyorum. Şunu demek istiyorum; şu veya bu nedenle aşk ihtiyacı olan kimseler, aslında aşk olmayan bir durumu, kendi yarattıkları senaryolar içinde aşk diye yorumlayıp, buna göre davranıyorlar. Hani böyle davranıp da eğlenseler, diyecek bir şey yok elbette. Ama karşı taraf bir aşk ve bir aşk senaryosu içinde olmadığından, sanal aşkları bu kez acı veren aşk şekline dönüşüyor. Yani karşılığını alamıyorlar, alamayınca da yanlış üstüne yanlış yapıp üzülüyorlar.
Aşk ihtiyacı içinde olanların yanılgıları, ilişkinin hayallerine uymayan biçimi kadar karşısındaki kişilerle de ilgili oluyor. Bir de bakıyorsunuz, çok hoş, çok akıllı, kariyer sahibi bir kadın, hiç de kendisine denk olmayan birine kaptırıyor aklını. Adam belki kaba saba, belki sevimsiz, belki karacahil, belki eciş bücüş… Kadın önce bunların hiçbirini görmüyor, çünkü o adamın ilgisinden etkilenmiş yalnızca. O ilgiyi bir aşka dönüştürmüş, kafasında şekillendirmiş, çünkü kadın aşka âşık, o adama filan değil. Ama aşkı o adamda gördüğünü sandığından ve ne yazık ki adam da kadının kafasındaki aşk meleğine hiç benzemediğinden; yaptıklarıyla, söyledikleriyle kadının aşk senaryosuna hiç uymadığından, yavaş yavaş mutsuzluklar, acılar başlıyor.
Ve işin kötüsü kadın bunun aşk olmadığını, tamamen aşk ihtiyacından doğan bir sanal gerçek olduğunu anlayıncaya kadar epey vakit geçmiş oluyor…
Adamın kusurlarını anlayıncaya kadar, bir de ilişkinin kusurları var elbette can sıkan. Adam, gerektiği gibi kadını aramıyor, kadın gibi coşkulu değil, özlemiyor, aşkını dile getirmiyor, onunla gezmiyor, ona iltifat etmiyor, onu okşamıyor, elini tutmuyor, kırk yılda bir yapacak bir işi yokken buluşuyor… Eh, bunlar da adama âşık olduğunu sanan kadını üzüyor.
Onun için ben de diyorum ki, karşınızdakinde aynı elektriği bulamıyorsanız hemen önleminizi alın, duruma el koyun, hiçbir şeyi ciddiye almayın.
Biliyorum, bu aşk meşk konularında söylenenlere hak verse de, pek kolay uygulayamaz insan. Ama en azından başkalarının yazdıkları, söyledikleri bir kulaktan girip ötekinden çıkmamalı… Biz de kafadan atmıyoruz bütün bu yazdıklarınız herhalde değil mi? Bir şeyleri gördük, duyduk, yaşadık da öyle yazıyoruz!…
En azından böyle bir durumdaysanız, üzülmemek için bazı şeyleri yapmayı deneyin… Ben de zor durumda kaldığımda ilk size başvuracağım elbette… O zaman siz de bana yardım edersiniz herhalde değil mi?
Yorumlar kapalıdır.






15 Ekim 2010 - 12:23
aklı olan sanal ortamda kendini aşka meşke kaptırırmı,:))
15 Ekim 2010 - 12:32
Her net’e girişte. Gündelikçi insanlar içinde en iyi yalanı söyleyeni seçebilmek yetisi her yiğidin harcı da değildir elbet. Duyduk ki hep böyle bitmiyormuş sonu, bazıları yutup sanal yalanlarını, mutlu yuvalar kuruyorlarmış. Aman ne güzel dedim kendi kendime düşününce. İnsanları sanal bir fanus içinde sanal evlilikleri adamış kendini hormonlu sera bitkileri ile birlikte sanal çocuklar büyütürken düşündüm üstelik kendilerine benzeyen. Sonu yok bunun kapıldık bir kere. Ya aşkı sanallaştıracağız yada sanal aşka kanacağız…
15 Ekim 2010 - 12:33
Sanal aşklar sanal yalanlarla başlıyor ve bitiyor. Her son ayrı bir hüsran ayrı yitirmişlik duygusu. Bitmek bilmez bir arayış. Gerçekten sevmemiş ve sevilmemiş insanlar diyarında yaşanan, onca acı. Kırık kalpler her defasında başka bir sanalbant’la yapıştırılıyor. Nafile konuşmak sanal
15 Ekim 2010 - 14:19
Eskiden gencler birbirini cok fazla goremezlerdı. en azından genc kızların aileleri daha tutucuydu. çarşamba pazarında el altından caktırmadan verilen mektuplarla ilişkiler yürütülür; nadir de olsa, her defasında bir kamyon dayak yemeyi göz önüne alarak çiftler birbirini görürdü.
sevginin en kralı vardı, görüşüp buluşmanın da en beteri..
bu çiftler biraz daha sanslı ciftlerdi; zira birbirleriyle mektuplasıp yazısmıslar, az da olsa bulusma imkanları olmustu.
flört dönemleri bunları yapıp yetinmekle gecerken şanssız olan gencler de mevcuttu. askerden yeni gelen er kişiye annesi bir düğünden kız begenir, ve oglunun elinden tutup kızı istemeye giderlerdi. ne olurdu? ikinci kez bulustukları zaman gerdek gecesi olurdu..
böyle bir maziyi elinde tutan kültürün geleceği, şimdi asklarını sanal ortamlardan buluyormus. hiç sakat veya kötü bir durum yok burda.
herkesce bilinen bir yalan zinciri mevcuttur sanal ortamlarda, lakin ciddi manada birbirlerine asık olan ciftler de vardır. zaman genişliğinden faydalanıp birbirlerini özelliklerini yazısarak tanırlar. akabinde telefona gecılır ve bulusmalar baslar.
bu çiftlerin çoğu birbilerini tanıma zamanlarının ilk bulusma günü oldugunda anlasırlar. ama herkesce malumdur ki bu iki kişiyi bulusturan sey sanal asktır.
cogu zaman teknolojinin nimetlerinden de faydalanıp birbirlerini degişik acılardan resimlerini hatta kamera aracılıgıyla hareketlerini dahi gorebilirler, bu cok guzel bir şeydir esasında. duvara degıl de bir canlıya karsı konusuyormus hissi daha agır basar. bu da tanısma safhalarından biridir. görmeden beraber olmaktan da yi bir şey oldugunu su götürmez.
iki körün askı gibi de olabilir sanal ask. hiçbir şekilde birbirlerini görmeden de huylarını analiz edebilirler. körler de bu işi zaten konusarak cok rahat hallediyorlar.
ortak hüzünler ve ortak seviçler yasarlar, yine ortak bir kararla da ayrılabilirler…
nihayetinde, içinde aşk kelimesi gececek bir ilişkiye sahip olacak kadar cesaret varsa bir insan da, her ask gercektir.
15 Ekim 2010 - 14:34
Annelerimiz bize büyük harflerle konuşmanın kaba bir davranış olduğunu öğretti. Fakat herhalde e-mail’lerimizde büyük harf kullanmanın bağırmakla aynı anlama geldiğini söylemeyi ayrıca maillerinde cümle kurmayan, sadece surat ifadeleriyle birşeyler anlatmaya kalkan ya da sadece tek kelimelik cevaplarla yetinen erkeklere karşı dikkatli olmamız gerektiğini söylemeyi unuttu. Bu tarz erkeklere dikkat!
15 Ekim 2010 - 14:46
Gençliğinde aşkı yaşayamamış erkek olsun kadın olsun, dertleşme bazında başlayan bir dostluk geliştirdikleri, bazılarının da sonradan aşka benzeyen duyguyla karıştırıldığı kesin.Ama internetten aşık olupta biz mutluyuz diyene de inanmıyorum .
15 Ekim 2010 - 14:56
sanal aşklar kendimizi kandırmamızdan başka bir şey değil.
Ama yine de bazen, “eğer kendilerini birbirlerine yalansız, riyasız, açık ve net anlatabiliyor, tanıtabiliyorlarsa neden olmasın, internet de bir tanışma vesilesi olabilir”Belki
15 Ekim 2010 - 14:57
Sanal aşk falan hikaye bence.çünkü aşkın sanalı olmaz aşk; üzüntü, keder, neşe kadar gerçek bir duygudur ve gerçek insanlarla yaşanır. internet ortamında yaşanılan herşey hevestir sadece. görmeden duymadan hissetmeden aşk olmaz.
15 Ekim 2010 - 15:02
Sanal ortamdan tanıştığınız birine ilgi duyabiliyor ona karşı birşeyler hissedebiliyorsunuz..Ama bu ‘aşk’ olmayadabiliyor..Bu gelip geçici bir histe olabilir..O anlık ani bir heyecan..Yani bunu çözmek reale adım atmadan hem sağlıksız hemde güç..İlişkinin sürekliliği içinde bu öyle.Gerçek hayatta o saf,masumihalis aşklara rastlayabilmek bu kadar zorken;sanaldan rastlamak samanlıkta iğne aramaya benziyor gerçekten..Ancak öyle bir şansa.kısmete sahip olacaksınız ki iğnenin ayağınıza batması gerekecek
15 Ekim 2010 - 15:08
Her şeyi dozunda bırakın! Dışarıdaki gerçek yaşamdan kaçarak sığındığınız bilgisayar ekranı, sizi asosyal, yalnız, üzgün ve kaybetmiş biri yapmasın. Gerçek dünyadan kopmayın, sanal alemin keyfini çıkarın!